TEŞEKKÜRLER
Ekrem DÃœZCAN
Necat DÃœZCAN
Betül DEMİRCİOĞLU
Fatih TOKOZ
Mustafa ÅžAHÄ°N
Dursun KUZUCU
Erdem ÅžAHÄ°N
Ä°brahim PEHLÄ°VAN
Yasin KUZUCU
Seyfullah AKKAYA
Abdurrahim DÃœZCAN
Nevzat ÅžAHÄ°N
Ä°smail ÅžAHÄ°N
Janberk ARIKAN
Nurettin ÅžAHÄ°NKAYA
Ä°brahim KUZUCU
Kenan ÅžAHÄ°N
Ferhat Taşlıçukur
Kenan TUNÇ
Aziz Åžener
Bekir PARLAK
Tercan KESKÄ°N
Cengiz ÅžAHÄ°N
Ferhat AKDEMÄ°R
Naim YILMAZ

ÜNLÜ ÇERKEZLER

UNUTMADIK
SALÄ°M -HAYRÄ°YE DÃœZEN
HAŞİM DÜZENLİ
RÜŞTÜ ŞAHİN
ÖZCAN ŞAHİN
Recep Parlak
Bayram KAYNAR
FATMA ALTUN
HACI MIRZA ALTUN
ZEKÄ°YE ALTUN
SABÄ°T ÅžAHÄ°N
ŞABAN ÖNCÜL
HACI NÄ°HAT ÅžAHÄ°N
FAHRETTÄ°N ÅžAHÄ°N
MIRZA ÅžAHÄ°NKAYA
FAÄ°K ÅžAHÄ°N
YAŞAR ÖZBOZKURT
SEFER MADEN
HÄ°CRETHAN MADEN
MEHMET ÅžAHÄ°N
AHMET YILMAZ
DEVLET ÅžAHÄ°N
EMÄ°NE ÅžAHÄ°N
SAMÄ° KAYNAR
RECEP DÃœZCAN
ZÄ°YA DÃœZCAN
HACI HAMÄ°T KUZUCU
HANÄ°FE KUZUCU
NURÄ°YE KUZUCU/BABUH
HACI OSMAN KUZUCU/DIDIM
EKREM KUZUCU
AHMET PEKTAÅž
Ä°BRAHÄ°M PEKTAÅž/POOT
MEVLÃœT KUZUCU/ABECÃœK
ÅžEVKET TAYMAZ
YAÅžAR KUZUCU
DURÄ°YE TAYMAZ/KUZUCU
Gazibey YILMAZ
Mırza YILMAZ
Enver YILMAZ
Arslan YILMAZ
Ãœzeyir YILMAZ
Dışenour YILMAZ
Niyazi YILMAZ
Nihat YILMAZ
Osman Ä°ZCÄ°
Hacıhan İZCİ
Zabit Ä°ZCÄ°
Hacı Ömer İZCİ
Nazım DOĞAN
DıgheNeuh Melek YILMAZ
HAMİT ÇAM
dursun özboskurt
GAZi KUZUCU 20.01.2011
GAZÄ° KUZUCU
niyazi maden
murat pehlivan
KAŞİF ŞAHİN
NEDÄ°M ÅžAHÄ°N
çurey tahir keskin
çurey mahir keskin
çurey rasim keskin
SEFER ÅžEN
MAMUK MADEN
ESRA ÅžAHÄ°N
Fuat KESKÄ°N - 11.02.20
ASAF SARACOGLU
ÜmmüGülsüm
CAHÄ°T ÅžAHÄ°NKAYA
HAYDAR ÅžAHÄ°NKAYA
YaÅŸar Maden
MIRZA TEKBAS
cemal öztürk
seher ÅžAHÄ°N
Curey Mirza Keskin
Curey Hilmi Keskin
FUAT ÅžAHÄ°N
ALÄ° FÄ°DAN
SALÄ°ME PEKTAÅž
KURTÇA PEKTAŞ
TAHSÄ°N PEKTAÅž
ZAHÄ°DDÄ°N KAVALCI
CENNETHAN PEKTAÅž
RAZÄ°YE KAVALCI
ASLAN PEKTAÅž
NACÄ°YE ÅžAHÄ°N
KAŞİF ŞAHİN
CELÄ°L ÅžAHÄ°N
Hayrettin Ä°NCÄ°
NAZIM PEHLÄ°VAN ,NAZIM
Nuh ÖZTÜRK
KURTÇA ÖZTÜRK
CEMAL ÖZTÜRK
Naciye Öztürk
NACİYE ÖZTÜRK
ASLI MADEN
KEMAL MADEN
EKREM MADEN
HAYRÄ°YE KARABULUT
MÄ°NEVER MADEN
Zahit KAVALCI/05.01.199
fatma zule nart
Celal ALTUN
Naciye ÖZTÜRK
NEÅžET KESKÄ°N
Ali ÅžENER
ALÄ° ÅžENER
NAZMÄ°YE ÅžENER
RIZA ÅžENER
CEMÄ°L ÅžAHÄ°N
İzzet ÇAM
cahit fidan
AHMET FÄ°DAN
ALÄ° FÄ°DAN
HASAN FÄ°DAN
osman,hasan fidan.
hanife sarıer.
sabri,nuri sarıer.
BÄ°BAK TABURHAN
BÄ°BAKahmet,paÅŸahan
HurÅŸit MADEN
yasar ertürk
SÜLEYMAN TUNÇ
SÜLEYMAN TUNÇ
SELAHATTÄ°N ÅžAHÄ°NKAYA
MIRZA ÅžAHÄ°NKAYA
MIRZA ÅžAHÄ°NKAYA
CAHÄ°T ÅžAHÄ°NKAYA
Ä°BRAHÄ°M PEHLÄ°VAN
CAFER PEHLÄ°VAN
HALÄ°L ÅžAHÄ°N
NEŞE ÖZTÜRK
ZABIT MADEN
Çurey Neşet Keskin
Ä°SMET ÅžENER
Mahir MADEN
ZÄ°YA BULAT
Ä°ZZET KESKÄ°N
DURSUN ATEÅž
RAZÄ°YE ATEÅž
DANÄ°Åž ATEÅž
OSMAN FÄ°DAN
ÅžERÄ°FE FÄ°DAN
NURÄ° SARIER
NAZİFE ÖZDEDE
AHMET ÖZTÜRK
CAHİT ÖZTÜRK
MUZAFFER ÖZTÜRK
SAYGIN GENÇAY
DURSUN TEMÃœRCÄ°
kutçakaynar
BAHRİYE ÇEVİK
CEMAL ÖZTÜRK
KURTCA ÖZTÜRK
NACİYE ÖZTÜRK
mehmet ateÅŸ
HÄ°KMET ATEÅž
NECATÄ° ATEÅž
RUÅžEN ÅžAHÄ°N
GÃœLFÄ°YE ÅžAHÄ°N
Çurey Asım Keskin
Cemile Ä°ZCÄ°
Abbas ÅžAHÄ°N
Cemile KARPUZ 04.02.201
Rasim KESKÄ°N
Mazhar DURMAZ
Müslimet DOĞAN
Celal DOÄžAN
Adnan KAYNAR
Nazım DOĞAN
Osman DOÄžAN
GÃœLÄ°ZAR ÅžENER
Tahir Keskin
MAHÄ°R MADEN
koray korkmaz
ALÄ° BOZKURT
KAMÄ°L BOZKURT
SAHÄ°M ÅžAHÄ°N
SElamın Aleyküm TAvş
recep kaynar
Özcan Doğan
SADÄ°YE DÃœZENLÄ° KAÄžI
ilhan ÅŸener
erhan sener
Fatih OÄžUZ
HALÄ°T TÃœRK
ilhami bozkurt
Neziha Aksu
Osman AKSU
Kamil AKSU
ERHAN ÅžENER
KEMAL MADEN
HANÄ°FE MADEN
CEMÄ°LE KARPUZ
RECEP KAYNAR
selin gizemm
selin gizemm
hilal cansu
MURAT PEHLÄ°VAN
NAZIM PEHLÄ°VAN
MECÄ°T PEHLÄ°VAN
MUZAFFER PEHLÄ°VAN
Åžaban KARPUZ - 1977
Makbule KARPUZ
MUZAFFER MADEN
murat tunç
HASAN SÃœNEL
ENVER APAYDIN
HAMÄ°T MAMUH
KAMÄ°L DÃœZENLÄ°
ORHAN DÃœZENLÄ°
Zahit Kavalcı
Hıdır YILDIRIM
erdal ÅŸahin
çürey zülfiye keskin
çürey zülfiye keskin
HAYRETTÄ°N ÅžAHÄ°N
Nurettin ALTUN
mırza maden
mırza maden
HASÄ°BE MADEN
Ä°SMET MADEN
Neriman TÃœRKOÄžLU
Metin ÅžAHÄ°NKAYA
Faruk ÅžAHÄ°NKAYA
Fehmi ÅžAHÄ°NKAYA
NÄ°YAZÄ° BÄ°LÄ°CÄ°
Zahittin Kavalcı
Kurtça KAYNAR
Adeviye KAYNAR
çürey Altan KESKİN
HANÄ°FE MADEN
ZARÄ°FE MADEN
ibrahim-cennethan pehli
Selahattin ATEÅž
SABÄ°T ÅžAHÄ°N
HACI NÄ°HAT ÅžAHÄ°N
NAHÄ°DE ÅžAHÄ°N
ÖZCAN ŞAHİN
FAHRETTÄ°N ÅžAHÄ°N
ömer pehlivan
murat pehlivan
MAMUK BEY
KEMAL ÅžAHÄ°N
RUMÄ°YE KUZUCU 14.02.20
Cihat KESKÄ°N 18/082015
AYHAN KESKÄ°N
Cemil Akdemir


KISA MESAJ
“Köyümüzle ilgili haberlerin ve duyuruların cep telefonunuza ücretsiz olarak kısa mesaj gönderilmesi için lütfen Adınızı – Soyadınız aşağıdaki forma yazarak gönderiniz. Ayrıcı cep numarasını bildiğiniz tüm akrabalarınızı ekleyebilirsiniz”
Adı Soyadı
Cep Telefonu

Tavşandağı FM

ANKET
Birinci derece akrabanız olmayan köylüleriniz ile en son ne zaman görüştünüz?\"





KAYBOLAN Ä°ZLER




Dursun KUZUCU

 

        BaÅŸlarken neyi deÄŸil, nasıl yazmam konusunda çeliÅŸkilerim var. Üslup konusunda kendi ifadelerimi beÄŸenmiyor, istemeyerek de olsa didaktik sözcükler kullanıyorum. HoÅŸuma gitmiyor, ama dönüÅŸtürmeyi de beceremiyorum, hoÅŸ görülmesi dileÄŸiyle.

 

           “ Her ne ayırıp uzaklaÅŸtırıyor, yabancılaÅŸtırıyorsa, tümü girdi aramıza.“  Aramıza giren mesafe mi? Zaman mı? Duygular mı? Tutkular mı? YaÅŸam mı? Her ne ise onu kısmen de olsa aramızdan kaldırmak için bir araca ihtiyacımız vardı. O araçlardan bir tanesi en güzel ÅŸekilde hazırlanıp hizmetimize sunuldu. O da bu platform. Ancak, maalesef yeteri kadar etkin ve faydalı bir ÅŸekilde kullanamıyoruz. Nasıl verimli hale getirebiliriz? Ä°lk akla gelen, ilgi duymakla, sorumluluk hissetmekle, düÅŸünceleri, eleÅŸtirileri, önerileri paylaÅŸmakla olur. Yeterince potansiyelimizin olduÄŸundan hiç kuÅŸku yok. Ancak, burada bir parantez açmam gerekiyor. Madalyonun gülen tarafını görmeye çalışıyorum, hep orada oyalanmayı seviyorum, oysa zaman zaman madalyonun arka tarafına da bakmak gerekiyor. Oraya bakıldığında, genetik bir özelliÄŸimizle, egosantrik bir yapı ile karşılaşırız. Bu yapı potansiyelimizi duraÄŸan kılıyor, onu engelleyen bir özellik olarak gözüküyor, ama genetik bir özellik yapılacak bir ÅŸey yok.

 

           YaÅŸça büyük, kültürün içinde yaÅŸamış olanların anlamlı katkılar yapacağına inanıyorum, ama o kültürün içine doÄŸan, o kültürü eleÅŸtirisiz, olduÄŸu gibi, bütün deÄŸer yargılarıyla kabul eden bizler, kendi sınırlarını, belirli kalıpları aÅŸamama, bir yere saplanıp kalma, gibi bir durumumuz olabilir. Bunun da farkında olamayabiliriz. Bu durumumuzu aÅŸmaya gençlerimiz bize katkı verebilir, ufkumuzu açacak, evrensel niteliÄŸi olan eleÅŸtiriler, öneriler sunabilirler. Bunları memnuniyetle deÄŸerlendirir, bizi zorlamalarını arzu ederiz. Bize kendimizi deÄŸerlendirme fırsatı vermelerinden memnuniyet duyarız. Gençlerimizin düÅŸünceleri bizim için çok önemli, çünkü gelecek onların, konuÅŸacak, yönetecek onlar. Gençlerimiz bizi ikna edinceye kadar biz deÄŸerlerimizi anlatmaya, savunmaya devam edelim. 

 

Bir kültürün varoluÅŸsal niteliklerini belirleyen dil ve düÅŸünce yapısının tarihi süreç de nasıl olageldiÄŸi, bu yolculuk da yaÅŸamsal alanın hücrelerini derinliÄŸine nasıl etkilediÄŸini ve yaÅŸam formlarını nasıl düzenlediÄŸini ve bu görünür kılınan formların neyi ifade ettiÄŸinin, anlamı ve iÅŸlevi dille beraber yok olma sürecine girmiÅŸtir. Bu süreç,  görünen gerçeklere bakıldığında tersine çevrilemez, yeniden yaÅŸatılamaz bir süreç gibi gözüküyor. Canlı, doÄŸal yaÅŸam alanının dışına çıkarılırsa kendisi olarak var olma ÅŸansını zamanla yitiriyor. Sanırım böyle bir süreci yaşıyoruz. Bir adım sonrasının hesabı yapılmadan, yoÄŸun bir ÅŸimdi içinde yaÅŸmanın bedeli bu olmalı. KuÅŸkusuz yapılması gereken birçok ÅŸey olabilir, bana göre yapılacak ÅŸey elde kalanın arÅŸivini tutmak, bu kültürü  “ hiç “ olmaktan kurtarıp tarihe mal etmektir.

 

Bu kadar karamsar olmaya gerek var mı? Emin deÄŸilim. ÜmitsizliÄŸe düÅŸürecek süreçlerin yaÅŸandığı gibi ümit var eden çalışmalar da yok deÄŸil. Dil, xabze, tarih ve mitoloji konuların da çalışmalar, yayınlar yapılıyor. Bu çalışmalardan ne kadar faydalanılıyor ya da günlük pratik yaÅŸamın iÅŸlevine katkısı oluyor mu?  O da ayrı bir mesele. Ancak xabze ve tarihe iliÅŸkin çalışmaların içeriÄŸinde olay ve olguların formel olarak ifade ediliyor olması, konuların kapsamı, derinliÄŸi ve özü eksik bıraktığı gibi bir kuÅŸkum var. Oysa xabze, kiÅŸinin ve toplumun günlük yaÅŸamını düzenleyen kurallardır. Bu kuralları maddeler halin de sıralayıp yazarsınız. Ä°yi de bu yapılan, olanın/olayın sadece görünen kısmı olmaz mı? O konuların, tarih ve düÅŸüncenin derinliÄŸinden taşınan, yaÅŸamın ilmikleriyle örülü dokunun görünen kısmının ötesini kavrayama sak, o kuralları bilinçsiz mekanik olarak uygularız ki, O da bizi eyleminin ne anlama geldiÄŸini bilmeyen,  alışkanlıklarla yaÅŸayan bireyler topluluÄŸu yapmaz mı?

 

Xabze ile yaÅŸam, düÅŸünce ürünü olan yaÅŸam tarzını içerir, düÅŸünce ürünü olmayan yaÅŸam tarzı, düÅŸünce içermeyen alışkanlıklarla yaÅŸamı getirir. Bu durumdan kaygı duymalı mıyız? Bilmiyorum. Her ne olursa olsun, hani modernleÅŸiyoruz ya, zenginleÅŸiyoruz ya, teknolojiyi kullanıyor,  popüler kültürle aydınlanıyoruz ya,  oh ne güzel. Öz benlik, kendi deÄŸerlerinle yaÅŸama, kendin olarak var olma halleri karın mı doyuruyor! 

 

Neyse, konum bunlar değildi, başlayınca uzadı gitti.

 

           Esas konum, hiç vazgeçemeyeceÄŸim benim olan, ben olan ya da o olduÄŸum kendi küçücük cumhuriyetim olan köyüm, köylerim yani bilinen adıyla beÅŸ köyüm. KuÅŸkusuz insan, doÄŸduÄŸu, büyüdüÄŸü yerin taşını, toprağını, suyunu, havasını özler ben hiç oralarda deÄŸilim. Çünkü o topraklar yüz elli yıl önce  bize  tahsis edildi, gelecekte ne olur bilinmez. Esas olan, deÄŸer olan, anlam olan insanlarımız ve toplumumuz. Demem o ki, biz elli yaşın üzerinde olanların kısmen yaÅŸadığı, daha çok tanık olduÄŸu bizden önceki kuÅŸakların o özgün varoluÅŸ ve yaÅŸam biçimlerini, iliÅŸkiler bütününü olumlu ve olumsuz yanlarıyla bir analizini bir deÄŸerlendirmesini yapıp anlamlandırabilirsek, ÅŸu her ÅŸeyin mekanikleÅŸtiÄŸi, sentetikleÅŸtiÄŸi, deÄŸerlerin madde üzerine inÅŸa edildiÄŸi modern dünyada, maddiyatın, paranın deÄŸer olmadığı, insan ve düÅŸüncenin deÄŸer olduÄŸu, varlıklı olmanın deÄŸil var olmanın asıl olduÄŸu bir toplumun o özgün yapısını, yaÅŸama katma ÅŸansımız kalmadı gibi geliyor bana, ama belge olarak tarihe katma ÅŸansımız olabilir. Bunun koÅŸulu; her birimizin tanık olduÄŸu ya da Anne Babasından, akraba, komÅŸu ya da çevreden gördüÄŸü, duyduÄŸu olgu/olay durum diyalog, sohbet,  gibi özgün yaÅŸanmışlıkları ya da unutulmak üzere olan sözcük, Atasözü gibi akla gelebilecek her ÅŸeyi paylaÅŸmakla, kayda almakla genç/gelecek nesle katkımızı yapmış oluruz. Lütfen aklımızda hafızamızda var olanları bu platform da paylaÅŸalım, zira bunlar diÄŸer tarafta iÅŸe yaramayacak. Bu anlamda bir duyumumu paylaÅŸmak isterim. Her ne kadar o zaman o konuyu yaÅŸayanlar için o olayın sıradan günlük yaÅŸamın bir parçası olarak yaÅŸamış olsalar da bu gün yaÅŸanan popüler kültürün yaÅŸam biçimine baktığımız zaman o kültürün özgünlüÄŸü, derin içeriÄŸi kendini açık eder. Adıge toplumunun yüz yıllardır kendi doÄŸallığı içinde xabzesini yaÅŸayarak gelen, o kültürle büyümüÅŸ olanlar için o anekdot malumun ilamından baÅŸka bir ÅŸey olarak algılanmaz. 

 

Bu Anekdotu burada paylaÅŸmamın amacı tarihi yeniden üretmek deÄŸil, keÅŸke öyle bir ÅŸansımız olsa, ama yaÅŸanan ya da dayatılan gerçekler bize öyle bir ÅŸans tanımıyor. Ancak yapabileceklerimiz de yok deÄŸil. Xabzenin kapsadığı/içerdiÄŸi o kadar konu baÅŸlığı var ki, her bir baÅŸlığın bir tez konusu olacak nitelikte olduÄŸunu her birimiz kabul ederiz. 

 

HaÅŸim Kuzucu’ dan duyduÄŸum hafızam da kalan bir anekdotu paylaÅŸmak istedim. Åžöyle anlatmıştı: “ Mevsim kıştı. Kar diz boyu idi, bir arkadaşımla akÅŸamüzeri Kelmızey köyüne bir arkadaşımıza ziyarete gittik. Gece yarısına kadar arkadaşımızla sohbet, muhabbet yaparak oturduk. Gece yarısına yakın arkadaşımızdan müsaade isteyerek vedalaşıp ayrıldık. Henüz köyün dışına çıkmak üzere iken arkadaşım “pat” diye bir öneri getirdi. Önerisi ÅŸu idi: - AÅŸağı köyde falancalarda konuk kız var hadi oraya gidelim. Dedi. Zamanın geç olmasından biraz tedirgin olsam da öneriyi kabul ettim, gittik. O ailenin kapısını çaldık. GittiÄŸimiz ailenin yaşı bizden biraz daha büyük olan oÄŸulları gezmeden henüz dönmemiÅŸ, kapıyı açmaya gelen Baba bizi görünce,  - Buyurun, buyurun çocuklar. Dedi bizi içeri aldı konuk odasına oturtturdu, kendisi gitti, evin kızıyla konuk kız geldi, hoÅŸ geldiniz hal hatır sorma ritüelinden sonra, sobayı yaktılar, çay ikram ettiler, sohbetimizi yaptık hayli geç vakit teÅŸekkür edip ayrıldık.” 

 

Geleneklerimiz, törelerimiz, kültürümüz dediÄŸimiz xabze nin içerdiÄŸi Wer çer olarak tanımlanan, yöresel diyalektik de pÅŸaÅŸe gerıs olarak bildiÄŸimiz olgunun arı, temiz, seviyeli olmasının ötesinde, seçilen konular, karşılıklı diyaloglar da kullanılan sözcüklerin anlam derinliliÄŸi deÄŸerlendirildiÄŸinde, sanki felsefenin tartışıldığı filozofik bir ortamla karşılaşırız. 0 seviyeli bir ÅŸekilde bir arada olan gençlerin hiç biri Sokrates’i de Platon’u da bilmezler. Kitaplarını da okumamışlardır, ama onların anlamlı sohbetleri dilden ve kültürden gelen felsefi anlamlar içeren kavramları kullanırlar ve sohbet edebi bir seviyede geliÅŸerek devam eder. Bu olguyu tek bir örnek olarak alsak bile böyle bir kültürü yaÅŸayan, üreten ve taşıyan bir toplumun saÄŸlıklı olarak var olmasından daha doÄŸal ne olabilir. Ne yazık ki bu yapı bilinen nedenlerle kırılmaya uÄŸramıştır.

 

Xabze dediÄŸimiz kültürel yapımızın anlatılacak, yeniden üretilecek o kadar çok konusu var ki, oturup kaybolmakta olan izleri yeniden ele alıp ortaya çıkaracak gençlerimizi bekler. Kaldı ki bir örneklem üzerinden girdiÄŸim konuya sadece formel olarak deÄŸindim. Ä°çeriÄŸine girip de böyle bir iÅŸlevin sosyal ve toplumsal yapıyı nasıl kurguladığını, saÄŸlıklı kıldığının analizini yapmadım.

 

Duygusal bir söylemle tamamlayım yazıyı.

 

“Biz” kavramıyla baÅŸlamıştım, sürdürelim bizden, bizin içeriÄŸinin bilincinde olarak. Bizden, kültürden, toplumdan kopmak, kaybolmayı, yok olmayı göze almak, yönünü yabanda tek başına bulmaya cüret etmektir. Terk ediÅŸlerin, dağılışların baÅŸka türlüsü mümkün olmadığı için, terk ediÅŸleri kimselere anlatamazken, bunu içten içe biliriz. BaÅŸka bir ÅŸey daha var “ kendimiz olarak var olamadığımızı da biliriz.” Çekip, seni sen eden kümeden çıktığın da sadece orada kalanları deÄŸil kendini de bırakırsın geride. Kendini bırakmış olarak, sen olan, seni sen yapan insanlardan uzaklaşır, senden bihaber bir dünyaya doÄŸru ilerlersin. Senin için bilinmez bir diyarda, sır bir insan olarak yürürsün bir süre, onlar seni bilmez, sen onları bilmezsin. YavaÅŸ, yavaÅŸ bölünmeye, bir ayağı araf da yaÅŸamaya baÅŸlarsın. Hiç dönmeyecek, dönemeyecek dönsek bile bıraktığımızın beklemediÄŸini, deÄŸiÅŸtiÄŸini, zamanın o duyguyu nasıl usul usul öÄŸüttüÄŸünü bilerek bile olsak, dönüÅŸ bizim için bir ihtimal olarak kalacaktır. Pratik yaÅŸanmışlıklar o ihtimalin de gerçekleÅŸemeyeceÄŸini göstermiÅŸ olsa bile, hayalle hakikat arasında gidip gelmeler devam edecek. Dönmenin olanaksızlığını sezmek, dönüÅŸ arzusundan vazgeçiremeyecek bizi. (Giden kim, kalan kim, gidilen yer neresi, kalınan yer neresi?)   Herkese saygı, sevgi selamlar.        

03.06.2012

 Dursun Kuzucu



DİĞER YAZILAR